orhuncetin

3 yıl önce
anasayfa
twitter

ERDEK NERE,VİRANŞEHİR NERE ? ( 1 )







Ne sıkıcıydı şu kımıldamadan durmak.Hani başkaları da kendine ‘’ Yattığın yerden para kazanıyorsun’’ diyorlardı ya, en çok buna kızıyordu.

-Gelsinler de bir denesinler bakalım. Hiçbiri bir saat bile dayanamaz kitapsızım! dedi kımıldamamaya çalışarak. Hoş kendisine bu işi önerdiklerinde önce Asaf Efendi de ‘‘Oh ne ala işmiş be, ben günde 3 saat yatacam bana para verecekler öylemi?’’ diye hem şaşırıp hem de sevincinden deli danalar gibi sağa sola zıplamıştı. Köyünde 13 yıldır aynı yastığa baş koyduğu karısı ve 3 çocuğunu tek göz evde bırakarak düşmüştü Kahya Murteza’nın peşine , almıştı soluğu ta İstanbul’ da….“Viran şehir nere, İstanbul nere gardaş; ne böyük memleketimiş,sade bir araba dolusu adam aha bizim köyün ahalisi kadar ediyi…’’

Önce oniki yaşındaki oğlu ve diğerleri on ve yedi yaşındaki kızları ile ela gözlü karısı geldi aklına,’’gelseler bu deryaya kesin kaybederdim onnarı, bahsana insanlar omuz omuza yürüyü…’’Murteza çekelemişti kolundan:

’’Gel hele gel,bakmakla İstanbul tükenir mi?Biz varacağımız yere varak hele’’Bindiler bir dolmuşa Murteza’nın varacağımız yer dediği yere varabilmek için.Dolmuşun adının neden dolmuş olduğunu daha ilk bakışta anlamıştı Asaf  Efendi.Varacakları yere,İstinye’ye vardıklarında ise şoföre seslenen Murteza’nın ‘’Münasip yerde inecek var’’ sesiyle münasip yerin ne anlama geldiğini anlamakta biraz zorlanmıştı.Ne de olsa kendi köyünde münasip yer sözüyle sadece tek şey anlatılmaktaydı.O da kendisini kimsenin görmeden hacetini giderebildiği ilk ağaç ardıydı.On katlı bir apartmanın önüne varana dek yürüttü Asaf Efendiyi Murteza.

-Bak Asaf gardaşım artık senin tarlan da burası tapanında.Artıh ekmeği buradan yiyeceğin vessalam.

Başını kaldırmasıyla ufak bir baş dönmesi girdi gözlerine,oradan da tüm beynine…

-Vay babooo, bu ne yüksek bir evdir,şinci bunca ademoğlu bu evde üst üste nasıl yaşarlar? Diye hayret nidası bırakıverdi.Anlatmıştı Murteza tüm yol boyu kendinden istenilenleri.Sabah erken kalkacak,her evin kapısına bırakılan alış-veriş listesini ve parayı kaptığı gibi sepeti elinde alacaktı soluğu bakkalda.Sonra yok merdivenleri yıkayacaktı,yok çöpleri toplayacaktı falan işte.

-Yav bu kadercik iş için hiç dört yüz lira verilir mi adama yav,deli mi bunlar ? deyivermişti Murteza ya.

-Hele bi de oturalım diye ev bilen verecekler he mi? Deyince Murteza daha fazla dayanamamış kahkahayı patlatıvermişti Asaf Efendi’nin yüzüne.

-Ah fukaram sen İstanbulda  dört yüz liranın yeteceğini zannettin zahir,hele dur bi yol,sana sonra daha fazla para nasıl kazanılır onları da tek tek belletecem.demişti gözlerinin içine içine bakarak.’’ Nasıl yani?’’ diye düşündü Asaf Efendi,on katlı binaya tekrar gözlerini kaldırarak.

-Köyde yediğim üç ekmek artık yetmeyecek de tek başıma günde on ekmek mi yiyeceğim ?Burası insanın iştahını mı açar acaba.?Hele kalacağı kapıcı dairesine girince neredeyse küçük dilini yutacaktı Asaf Efendi. Nasıl yutmasındı? Kocaman iki oda tuvalet ve çeşme bile vardı evin içinde.

-Ya acaba yanlış eve mi geldik ? diye soran gözlerle dikmişti bakışlarını Murteza ‘ya. Oysa hala o beğenmemiş tavırlarıyla’’ Yok yok, şu kapıların haline bir bak,hele sıvalar tümden dökülmüş,iyi bir badana gerek bu eve. ‘’ diye oradan oraya koşturuyordu.

-‘’Hey rabbim’’ diye geçirdi içinden.’’Yahu kul kısmısı cenneti beğenmez mi ola ? Bu Murteza toptan çıldırmış olmalı’’ diye düşünmüştü ilk gün.

 


      DEVAMI  VAR BİTİ Mİ SANDINIZ ?